|
|
|
|
| DUYURULAR |  |
|
|
|
|

|
|
|
|
|
|
|
|
Katipzâde Medresesi ve Darülkurrası–(Konak Merkez)
Katipzâde medresenin bânisi, Cami Atik Mahallesi’nden Katipzâde Mehmed Efendi’nin oğlu el-Hac Ahmed Reşid Efendi’dir.
İzmir’in on sekizinci yüzyıldaki önemli müderris ve ayanlarından olup şehirdeki Haremeyn Evkâfı’na ait mülklerin tevliyet görevini yürütmekteydi. On dokuzuncu yüzyıl başlarında Sultan II. Mahmud tarafından görevden alınıp boğdurularak öldürülen İzmir voyvodalarından Katipzâde Mehmed Bey’in dedesidir.
Katipzâde ailesinin İzmir’de güç ve nüfuz sahibi olarak idareyi ele alması Ahmed Reşid Efendi döneminde başladı. Arşiv kayıtlarına nazaran 1760 yılında ahalinin şikâyeti üzerine halka zulüm ve haksızlık yaptığı gerekçesiyle Ahmed Reşid’in tutuklanarak İstanbul’a sevk edilmesine karar verildi. Önceden durumdan haberdar olup kendisini almaya gelen Kapıcıbaşı Yegen Hüseyin’in elinden kaçmak için sahildeki konağından bir kayığa binerek firar etti. Fakat bindiği kayık fırtınaya tutulup kırılınca denizde boğularak öldü.
Sahip olduğu konağı mühürlenerek mallarının müsâdere edilmesine karar verildi. Ahmed Reşid Efendi, müsâdere kararından yaklaşık on yıl önce sahip olduğu mülklerin önemli bir kısmını zaten vakfetmişti. Hatta bu mülklere peyderpey yenilerini ilhak ederek çoğu Osmanlı ayanının yaptığı gibi vakıf yoluyla malının büyük bir bölümünü müsâdereden kurtarmıştı. Kurmuş olduğu vakfa ait biri 1751, ikisi 1752 ve biri de 1754 yıllarına ait olmak üzere dört ayrı vakfiye kaydı mevcuttur. Bunlardan son üçü müstakil vakıflar olmayıp ilk vakfiyeye yeni mülklerin ilhakına dairdir.
Gurre-i Cemaziyelulâ 1163 (Nisan 1750) tarihli ilk vakfiye’de Ahmed Reşid Efendi’nin inşa ettirdiği bir cami, biri darülkurra olmak üzere iki medrese, bir sıbyan mektebi ve bir sebilhâne ile su yollarını vakfedildiği yer alır.
Darülkurra medresesi, Cami Atik Mahallesi’nde kendi arsası üzerine yaptığı iki katlı kargir yapıdır. Müştemilatı içinde üst katta bir dershâne, bir küçük kütüphane, alt katında dokuz oda, bir banyo, bir çamaşırhane ve iki kenif mevcuttu. Medresenin doğu tarafında aynı müştmilata dahil olan bir evi müderrislerin ikametine tahsis etti. Medrese ve evin su ihtiyacı için yarım masura suyu buraya ayırdı. Yine daha sonra Katipzâde Camii adıyla bilinen camiyi, Cami Atik Mahallesi’nde Meyve Gümrüğü yakınlarında inşa etti. Caminin kıble tarafına da fevkânî dört hücresi bulunan bir medrese daha yaptırdı. Aynı mahalledeki Kapılıoğlu Mescidi’nin yanına bir sebil, üstüne de bir sıbyan mektebi bina ettirdiği gibi sebile akan suyolunu da inşa ederek diğer yapılarla beraber vakfetti.
Vakfa akar olmak üzere; yirmi dört dükkân, altı mahzen, üç han, yedi Yahudihâne ve Rumhâne, dört menzil, tımar dahilinde çok sayıda zeytin ağacı ve bir miktar arsa vakfeden Ahmed Reşid Efendi, darülkurra medresesine evladından hafız olan kimsenin müderris olmasını, hafız bulunmaz ise yedi kıraatte mahir bir zatın vekaletle müderrislik yapmasını istedi. Medresedeki bevvâb, ferrâş ve tathir hizmetlerine müderris veya vekilinin marifetiyle biraderini görevlendirdi. Her sene Rebiülevvel ayında yedi nefer hafızın mevlid ve Kuran okumalarını, evinde her akşam annesinin ruhu için bir hafızın Fetih Suresi ile aşir okumasını, her sene Abdi Ağa Hamamı önünden medreseye kadar olan sokaktaki kaldırımların tamir edilmesini istedi.
Ahmed Reşid Efendi medresedeki görevlerden tevliyet için yevmî yirmi akçe; nezâret, cibâyet ve kitâbet için onar akçe, darülkurra müderisliği için on beş akçe, Hâfız-ı kütüblüğe iki akçe, bevvâb ve feraşlık hizmetine iki akçe vazife belirledi. Dokuz talebe hücresinde evli olmayanlardan birer hafız sakin olmasını ve her birine yevmî iki akçe ödenmesini, ikindi namazlarından sonra birer cüz kıraat ettikçe kendilerine ayrıca birer akçe daha vazife verilmesini istedi. Yine her sene Rebiülevvel ayında medresenin dershânesinde mevlid ve Kur’an tilâvet eden yedi nefer hafızın her birine senelik yüz yimişer akçe, buradaki yemek ve diğer ikramlar için kullanılmak üzere dokuz yüz altmış akçe tahsis etti. Vakfiyede, inşa edilen sıbyan mektebinin muallimine yevmî on akçe, baş halifesine iki akçe, ilkbaharda sıbyanın sahra eğlencesine 1.200 akçe ödenmesi kararlaştırıldı. Mektebin altındaki sebilhâneye konulmak üzere her sene Haziran başından Ağustos nihayetine kadar doksan gün boyunca kar satın alınması, her sene birer defa sebilhâne taslarının kalaylanması, gerektikçe bakırdan mamül yeni tas alınması ve sebilin sâkisine yevmî üç akçe ücret verilmesi belirlenen diğer şartlandandır.
Vefatını müteakip Ahmed Reşid Efendi hakkındaki kararın ne şekilde uygulandığı ve dolayısıyla ne kadar mülkünün müsâdere edildiği bilinmemektedir. Fakat aynı yıldan itibaren vakfiyede belirlenen şartlar çerçevesinde hem medreseye hem de vakfın idaresi ile alakadar diğer görevlere çocuklarının tayin edildiği görülmektedir. Bu çerçevede 1760 yılında vakfın kitâbet cihetine torunu İsmail Fahreddin Efendi geçerken nâzırlık ve medrese müderrisliği büyük oğlu Halil Efendi uhdesine tevcih edildi.293 Nitekim Halil Efendi daha sonra ele alacağımız 27 Rebiülevvel 1179 (13 Ey-lül 1765) tarihli vakfiyesinde, hala kendisinin ba-berat müderrisi olduğu bu medresenin müderrislerine zevcesi Fatma Hatun’un yevmî beş akçe tahsis ettiğini belirtmiştir.
Yaklaşık yirmi yıl nâzırlık görevine devam eden Katipzâde Halil Efendi 1784 yılında bu vazifeyi oğlu Mustafa Efendi’ye bıraktı. Müderrislik görevine ise diğer oğlu İsmail Fahreddin Efendi geçti. Nitekim yirminci yüzyıl başlarında imtihan ile medresenin müderrisliğine tayin edilen Ömer Lütfü b. Ali’nin 12 Şubat 1907 tarihli tevcihinde, kalemiye kayıtlarının tarandığı ve buradaki müderrisliğin Halil Efendi ve akabinde oğlu İsmail Fahreddin’e geçtikten sonra beratla vazife verilmiş bir görevlisi olmadığına dikkat çekilerek hâlihazırdaki müderrisi Ali Efendi’ye bu görevin tevcih edilmesinde sakınca bulunmadığı ifade edilmiştir.
KAYNAK: OSMANLI DÖNEMİ İZMİR MEDRESE VE KÜTÜPHANELERİ ( Yasin TAŞ ) |
| Katipzâde Medresesi ve Darülkurrası–(Konak Merkez) Fotoğraf Galerisi
|  |  |  |  |  |  |  |  | |
|