Bayındır yerleşimi sahip olduğu tarihsel ve mimari değerler ile kültürel bir miras alanıdır. Bu miras alanının içinde yer alan geleneksel konut dokusunun korunabilmesi için dokuya dair farkındalığın artırılması ve kullanıcı tarafından sahiplenilmesi gerekmektedir.
Günümüz Bayındır yerleşimi incelendiğinde farklı tarihsel katmanların bir araya gelmesiyle oluşan nitelikli bir doku gözlenmektedir. Söz konusu doku, içerisinde farklı topluluklara ve farklı dönemlere ait çok sayıda anıt yapı ve bu anıt yapıların çevresinde gelişmiş konut alanı barındırmaktadır.
Bayındır kültürel mirası kapsamında değerlendirilebilecek bu konut alanı, çoğunluğu XIX. yüzyılda inşa edilmiş, farklı mimari karakterlere sahip konut yapılarından oluşmaktadır.
Ancak yerleşimdeki mevcut kentsel sit sınırı bu konutların tümünü içermemekte ve alanın korunmasında yetersiz kalmaktadır. Osmanlı Dönemi’ne ait çok sayıda konut kentsel sit sınırı çeperlerinde yer almakta, Erken Cumhuriyet Dönemi konutları ise tarihi konut alanından kopuk olarak yerleşimin güneyinde bulunmaktadır.
Bayındır’daki yerleşimin eğimli bir araziye kurulması ve yerleşimde organik bir dokunun hakim olması nedeniyle alan genelinde eğimli ve dar sokaklar görülmektedir.
Geleneksel konut dokusu içerisinde aktif olarak kullanılan konutların dışında terk nedeniyle kullanım dışı olan konutlar da bulunmaktadır. Kullanım dışı kalmış konutlar geleneksel konut dokusunun doğu ve batı bölgesinde yoğunluk göstermektedir.
Günümüzde nitelikli bir dokuya sahip olan Bayındır yerleşimi, kullanıcılar tarafından ‘eski’ olarak nitelendirilmekte ve değerli görülmemektedir. 641 adet konutun nitelikli; 799 adet konutun ise 1.derece dokuya uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Bu tespit alanda var olan 142 adet tescilli konut sayısını arttırmakta ve dolayısıyla yeni tescil önerileri getirmektedir. Kuzey bölgesi konutların özgün işlevinde kullanımına devam eden bir bölge olduğu için nitelikli ve 1.derece dokuya uyumlu yapılar bu bölgede yoğunlaşmaktadır. 2.derece dokuya uyumlu yapılar ise alanın güney bölümünde yoğunluk göstermektedir
Alan genelinde çeşitli nedenlerle terk edilmiş konutlar bir yandan yapının kültürel varlığının yok olma sürecini başlatmakta, öte yandan çevredeki kullanıcıların güvenliklerini tehdit etmekte ve kullanıcılarda tarihi dokuya karşı olumsuz bir algı oluşmasına neden olmaktadır.
Bayındır yerleşiminin korumaya değer, nitelikli bir dokuya sahip olduğu açıktır. Yerleşimdeki nitelikli dokunun sahip olduğu değerleri güçlendirerek korunabilmesi için bütüncül bir yaklaşımla ele alınması, farklı ölçeklerde koruma önerilerinin oluşturulması gerekmektedir.