Gültepelilerin yaşamını zorlaştıran bir diğer temel yoksunluk konusu, suya erişimdir. 1950’lerin Gültepe’sinde su, yerleşim yerlerinin yüzlerce metre uzağında bulunan az sayıdaki çeşmeden eşeklerle taşınarak evlere ulaştırılmaktadır.
Bu çeşmelerden, bir semte adını da veren Çobançeşme, yukarıda da bahsedildiği gibi lezzetli olduğu söylenen doğal bir kaynak suyudur. Ancak nüfusun artması nedeniyle Gültepe’nin yüksek kısımlarında olan bu ve benzeri çeşmelerden çok daha fazla kişi yararlanmak durumunda kalmıştır ve bu nedenle de çeşmeler yetersiz kalmaya başlamıştır. Öyle ki 1960’ların başında Mersinpınar’da 7000 kişi tek bir çeşmeyi kullanarak su ihtiyacını gidermeye çalışmaktadır (Sabah Postası, 7 Aralık 1962).
Sorunu çözmeye yönelik ilk önemli girişimler, İzmir Belediyesi tarafından 1950'lerin sonlarında yapımına başlanan su depolarının inşası ve 1959 yılında çevre semtlerle beraber Gültepe'ye hizmet verecek olan su pompasının kullanıma sokulmasıdır.
Yakın zamanda inşa edilmiş olan su depolarının bir bölümü ise kısa sürede âtıl duruma gelmiştir.
Çünkü suya ulaşımda Gültepe içinde topografyadan kaynaklanan bir fark ortaya çıkmaktadır; tepenin aşağı kesimleri sağlıklı suya ulaşabilirken, yukarı kesimlerde yaşayanların suya erişimleri uzun yıllar kuyu, çeşme gibi kaynaklarla sınırlı kalmıştır.
Suyun temin edilebileceği son derece sınırlı sayıda çeşme ve kuyu olduğu bilinmektedir. Örneğin, Çamlık yakınlarındaki başka bir önemli
mevki olan Çoban Çeşmesi, patika bir yol üzerinde çobanların koyunlarını ve keçilerini otlamaları ve su içmeleri için getirdiği, önü taşlarla örülü çam ağacından yapılmış bir yalaktan ismini almıştır.
Su ihtiyacını büyük bölümünü 5 tane çeşme ile görmeye çalışılmış. Durak ve yerleşim yerlerine de 1. Çeşme, 2. Çeşme diye anılır olmuştur. Bunlardan bazılarının suyu kurmuş, bazılarını da yerini değiştirmek gerekmiştir.
KAYNAK : TURGAY GÜLPINAR
TÜRKİYE'DE YEREL ÖZERKLİĞİN YÜKSELİŞİ VE DÜŞÜŞÜ: GÜLTEPE ÖRNEĞİ (1973-1980)
Gültepe Çoban Çeşmeleri- KONAK MERKEZ Fotoğraf Galerisi